
Bazı anlar gelir.. beklemezsin..
Ama o yine de gelir.. gelmesin istersin..
Kolay girer zor çıkar bulmacaları gibidir..
Eline minnacık dikenler battığında teker teker ayıklamak istersin.. birini ayıklarken diğeri canını acıtır..
Büyük kocaman bir diken olsa.. tek hamlede ve ustalıkla sökersin..kanayarak bile olsa çıktığında derin bir keyif alırsın.. dişinin arasında kalan artığı yerinden dilinle sökebilmek gibi.. uğraştırıcı ama sonu zevkli..
Ruhuma ince ince ve sık aralıklarla saplanan bir şeyle rolduğunu seziyorum.. nereden elime nasıl bulaştığını bilemiyorum.. şaşkınım..
Ama elimde hissediyorum..
bakışlardan.. kelimelerden.. gülüşten..okunuştan..
Her bakış.. içimde bir diken oluyor..
Bana kimse bakmasın istiyorum bazen.. canım çok yanıyor..
Sessizlik falan istemiyorum bu anlarda..
Şöyle, uzak ve yalnızlık anlamında..
İçimi boğacak bir gürültü..
Sayha şiddetinde..
Bir sura üfürüş nefesinde..
Kara saplanan kelimelerimi..
Ruhuma saplanan dikenlerimi..
Yere saplanan ayaklarımı..
Havalandırsın.. Yerden kessin ..
Gizlenmekten yoruldum..
Açığa çıkamaycak kadar kelimelere saplandım..Kötülerin ruhları ..ayaklarından başına doğru çekilirken "dikene takılmış da çekilen pamuk" gibi olur derler..
Yani ?.. Pamuğun bir kısım parçaları terkedemez bedeni.. Yarım yamalak çıkar ruh..
Geride ne kalırsa..
Ruhtan kalan pamuklu diken artıkları..
Kimse ruhumu teskin etmeye çalışsın istemiyorum.. Ruhun teskin edilebilir bir şey olmadığını anlayacak kadar pozitivistim artık..
Ruhunda diken izleri olanlar..İzlerinizi öpüyorum..




